Yeni Yıla Girmeden Hayatımıza Girenler

2017 Yılının son gününde evlerimizde istirahat ederken bir süredir gündemi meşgul eden zam haberleri ile insanın biraz canı sıkılmıyor değil. Malum zamların birçoğundan haberiniz var fakat medyaya yansımamış en azından benim dikkatimden kaçmış bir zam haberini sizinle paylaşıp hem haberdar olmanızı sağlayacağım hem de biraz iç çektirteceğim.işte yeni yıla girmeden hayatımıza girenler:

Resmi Belgeler ile İlgili Zamlar

Bildiğiniz gibi muhtarlıklar ve noter gibi yerlerde yapılan işlemlerin sonunda size bir evrak veriliyor. Bu evraklara genel olarak değerli kâğıtlar denmekte. Bu değerli kâğıtlar tabi ki ücretsiz temin edilmiyor. Bu zamana kadar hep belli bir ücreti olmuştur. Yeni yıla girmek üzereyken seri zam haberlerinin ardı arkası kesilmezken bir de bu değerli evraklara zam haberini aldıktan sonra devlet dairesinde neredeyse hiç işi olmayan biri olarak benim bile canım sıkıldı. Zaten aralık ayı hepimiz için zam gerginliği ayı demek. Ayrıca yılsonları vergi dilimi artan ve azalan maaş potansiyeline ulaşmış çalışanlar için zaten yeterince sıkıntılıyken bir de böyle peş peşe zam haberleri insanı epey tedirgin ediyor.

Bu kadar zam haberinden sonra akla ilk gelen elbette çalışanların maaşlarına yapılacak olan zam oranları. Neticede birbirini karşılamama durumunda insanlar ciddi geçim sıkıntısı yaşamakta ve hem ekonomik hem de manevi olarak üzüntüler yaşamakta. Konu maaştan açılmışken asgari ücretin 1600 TL olduğunu da belirtelim. Benim fikrim az olduğu yönünde. Bugün itibariyle en az 2000 TL olması gerektiği düşünenlerdenim.

Konumuza geri dönersek, değerli evraklarda yapılan zam oranlarını çok güzel bir liste şeklinde aşağıda sizlerle paylaşıyorum. Noter, muhtarlık veya diğer devlet dairelerinde çok işi olanlar biraz üzülecek.

Gelir Gider Takibi ve Nakit Yönetimi Nedir? Nasıl Yapılır?

Her birey kazancı doğrultusunda harcamalarını yönetmeye çalışır. Günümüz şartlarında bu pek mümkün olmasa da gelir gider dengesini korumak herkesin temennisi. Gelirden fazla borçlanma insanları zora soktuğu gibi yaşam standardını da aşağıya çekmekte. En önemlisi eski toprak insanların tabiri ile kefen parası bile biriktirmekte dahi zorlandığımız, acı bir gerçek.

Kurumsal Gelir Gider Takibi

Bireyler gibi şirketler de gelir ve giderlerini kontrol altına alarak kar etmeyi hedefler. Şirketler aslında para biriktirmeye çalışır. Bireylerin harcamaları şirketlere göre daha küçük ölçekte olduğu için hiçbir birey kendine muhasebe uzmanı tutmaz. Fakat şirketlerde durumlar biraz daha farklı. İleri tarihte gerçekleşecek ödemeler ve tahsilatların takibi, devlete yapılacak beyanlar, kar zarar hesaplarına kadar birçok noktada takip edilmesi gereken hususlar mevcut.

Temel olarak bir şirket bir ürün veya hizmeti tüketicisi ile buluşturur. Bu satıştan elde ettiği gelir cirosu anlamına gelir. Ürün veya hizmeti üretirken gerçekleştirdiği masraflar maliyetini oluşturur. Bu maliyet içerisinde personel masrafları, hammadde, kira vb. giderler bulunur. Elde ettiği cirodan maliyetlerini çıkardığında geriye kalan net kazancını ifade eder.

Bu tür hesaplamalar kobi seviyesindeki şirketlerde aylık olarak hesaplanır. Daha büyük kurumsal firmalarda aylık hesaplamaların yanında 3 aylık, 6 aylık ve 12 aylık dönemlerde de faaliyet raporları hazırlanır ve şirket gidişatı kontrol altına alınmış olur.

Küçük firmaların bu tarz aylık raporları oluşturması, yönetmesi ve hatta uygulayabilmesi Türkiye’deki kobi kültürüne çok da uygun olmadığı için fazla tercih edilmiyor. Daha çok patron kararlarının geçerli olduğu düzende, şirket sahiplerinin gözü o ay cebine giren para dışında hiçbir şeyi görmüyor maalesef. Evet günün sonunda herkes ister birey olsun ister şirket olsun para kazanmak için çalışıyor fakat kazanılan paranın nasıl yönetileceği ayrı bir ustalık konusu. Bir ay içerisinde kazandığınız para, bir sonraki ay olmayabilir. Her zaman yedek tekere ihtiyaç duyacaksınız. Örneğin çek ödemeniz var ve bu ay işleriniz istediğiniz gibi gitmedi. Geçen ayki kazancınızdan da geriye hiç bir şey kalmamış ise, durumunuz pek de iyi değil demektir.

Özetlemek gerekirse, kazancın doğru takip edilmesi muazzam derece önemli. Her şirket para kazanmak ister fakat akıllı şirketler büyümek de ister.

e-arşiv Fatura Nedir?

İsmi sizi yanıltmasın, arşiv bildiğimiz manasında kullanılmamıştır. İsminin nereden geldiğini yazının sonunda paylaşacağım ama genel hatlarıyla “ e-arşiv fatura nedir?”. “hangi durumlarda kullanılır?”, “kimler kullanır?”, “sistem nasıl çalışır?” gibi soruların cevaplarını verelim.

e-arşiv Fatura Nedir?

En kısa tanımı e-fatura mükellefi olmayan müşterilerinize kestiğiniz elektronik fatura türüdür. Tabi ki sizin e-fatura mükellefi olduğunuzu varsayıyoruz.

Burada e-fatura ve elektronik fatura gibi iki kavram kafanızı karıştırmasın. Esasında e-fatura da e-arşiv Fatura da birer elektronik faturadır. Elektronik ortamda gönderilir ve alınırlar. İki fatura türünü birbirinden ayıran özellik çalışma şekilleri ve kime hangi fatura türü kesileceği ile ilgilidir.

Hali hazırda e-fatura mükellefleri kendi aralarında e-fatura gönderip almaktalar fakat siz e-fatura mükellefisiniz ama karşı taraf (müşteriniz) e-fatura mükellefi değil. Bu durumda kağıt fatura mı kesmelisiniz? Kesinlikle hayır. Mevzuat gereği sizin e-fatura mükellefi olduğunuz andan itibaren e-fatura mükellefi olmayan firmalara veya şahıslara e-arşiv faturası kesmeniz gerekmektedir.

e-arşiv fatura sistemi kapalı bir sistemdir. e-fatura sistemindeki gibi her fatura Gelir İdaresi Başkanlığı’na iletilmez. e-arşiv faturalar özel entegretör firmalara gönderilir ve bu firmalar sizin için e-arşiv faturalarınızı saklarlar. İlgili ay tamamlandığında, izleyen ayın 15. gününde tüm e-arşiv faturalarınızın özet raporu GİB’e gönderilir. Örneğin Aralık 2017 dönemi kapandığında 15 Ocak 2018 (son gün) tarihinde Aralık ayına ait tüm e-arşiv faturalarınızın özet raporu GİB’e gönderilir.

e-arşiv fatura sisteminde iptal süreci de bulunmaktadır fakat her şeyde olduğu gibi iptal süreci de bir kurala tabidir. Dönem kapandıktan sonra fatura iptali yapamazsınız. Belirtmekte fayda var, bir e-arşiv faturayı iptal ettiğinizde o fatura silinmez. İptal edildiği bilgisiyle yine GİB’e raporlanır.

e-arşiv faturanın diğer bir farkı ise, fatura görüntüsü üzerinde saat bilgisinin ve firma yetkilisinin imzasının (ıslak imza değil) bulunması gerekmektedir. Tabi ki kendi firma logonuzu da ekleyebilirsiniz. Ayrıca e-arşiv faturalar müşteri mail adresine gönderilebildiği için çıktı alınmasına gerek yoktur. Böylelikle çok ciddi oranda kâğıt tasarrufu yapılmış olur.

GİB TC Kimlik numarasını paylaşmak istemeyen müşterileriniz için alıcı TCKN alanına 11 adet bir yazılmasına izin veriyor. e-ticaret yapan firmaların e-arşiv faturalarında doldurması gereken bazı zorunlu alanlar da mevcut. Örneğin kargo (taşıyıcı) bilgileri, ödeme yöntemi gibi.

Peki kime e-fatura kime e-arşiv fatura keseceğimi nasıl anlayacağım derseniz, GİB sürekli güncellenen e-fatura kullanıcı listesi (mükellef listesi) yayınlamaktadır. Bu listeden fatura keseceğiniz müşterinizin vergi kimlik numarasını veya TC kimlik numarasını kontrol edebilirsiniz. Eğer listede var ise e-fatura, yok ise e-arşiv fatura kesebilirsiniz.

Unutmadan e-arşiv ismi faturaların dijital imzalanma sürecinde kullanılan bir yöntemin (archive/zades) isminden esinlenilerek koyulmuştur.

 

e-Fatura Nedir?

Yıllardan beri süregelen ve iki firma veya şahıslar arası ticaretin temelini oluşturan faturalar, teknolojinin ilerlemesiyle ülkemizde de devlet kontrollü olarak uygulanmaya başlanmıştır.Türkiye’de ilk kez 2013 yılında Gelir İdaresi Başkanlığı e-fatura kullanımını yıllık cirosu 50 milyon TL üzerinde olan firmalara zorunlu kılmıştır. e-fatura nedir ne değildir kısaca anlatalım:

e-fatura ekosistemi içerisinde Gelir İdaresi Başkanlığı, özel entegretörler ve ciro kapsamındaki firmalar ve şahıslar bulunmaktadır. İki e-fatura mükellefi, aralarında yaptığı ticareti elektronik ortamda iletilen fatura ile gerçekleştirirler. Mevcut ekosistemde GİB sistemin merkezinde bulunmaktadır. Kesilen her e-fatura GİB kontrolünden geçerek karşı tarafa diğer bir değişle alıcıya ulaştırılır.

e-fatura kullanmaya başlamak için ilk önce gerekli evraklarınızı hazırlayıp başvuruda bulunmanız gerekmekte. Daha sonra faturalarınızı dijital olarak imzalamak için kullanacağınız token (usb bellek benzeri) cihazı tarafınıza gönderilecektir. Token elinize ulaştıktan sonra tek yapmanız gereken e-fatura’nın internet sitesine girerek e-fatura kullanımına başlayabilirsiniz. GİB, portal üzerinden kesilen faturaları 6 ay gibi bir süre boyunca saklamaktadır. Dolayısıyla faturaların yedeklenme sorumluluğu size aittir. Tabi ki bir aylık dönem içerisinde çok fatura kesmiyorsanız GİB portal sizin için uygun bir yöntem olacaktır. Fakat çok sayıda fatura kesiyorsanız GİB portal biraz yorucu olabilir.

Tam bu noktada özel entegretörler imdadınıza koşmakta. Kullandığınız muhasebe programından veya özel entegretörlerin sağladığı e-fatura portallarından direkt e-fatura gönderme veya 10 yıl e-fatura saklama hizmeti gibi özel çözümleri ile kolaylık sağlamaktalar. Ayrıca GİB portal kullanarak her e-fatura gönderiminde token’ı bilgisayarınıza takılı ve çalışır durumda olması gerekiyor.  Özel entegretör sistemleri bu noktada da kolaylık sağlamaktadır.

E-Fatura Kullanmadan Önce Bilinmesi Gerekenler

Elektronik fatura kullanacaksanız jargon dedikleri birkaç bilgiden haberdar olmanız gerekiyor.

UUID veya ETTN: Daha önce elektronik fatura gördüyseniz “a68ef85a-d500-4e46-9b7c-62c60ca756c3” şeklinde anlamsız rakam ve harflerden oluşan bir dizi gruplanmış karakterler dizisi dikkatinizi çekmiştir. ETTN’nin açılımı evrensel tekil tanımlama numarası anlamına gelmektedir ve faturanın dünya üzerindeki tekil numarasını ifade etmektedir.

GİB ID: Bildiğiniz gibi her kağıt faturanın tekil bir numarası bulunmakta. Elektronik ortamda da tıpkı kağıt faturada olduğu gibi bir fatura numarası mevcut ve adı GİB ID. Fatura numarası diğer bir değişle GİB ID bir kurala tabi. İlk üç karakter harflerden oluşur ve faturanın serisini belirtir. Devamındaki 4 karakter bulunduğumuz yılı ve geri kalan 9 karakter fatura numarasını temsil eder. Örnek: GIB2017000000001. Fatura numarası kesinlikle birbirini takip etmeli ve tekil olmalıdır. GİB fatura numarasının atlanması veya kayma gibi durumlarda cezai yaptırım söz konusudur.

Senaryo: e-fatura kendi içerisinde 4 ana başlığa ayrılmaktadır. Bir faturanın senaryosuna göre davranış biçimi değişkenlik gösterir. Şöyle ki yurtiçinde kestiğiniz faturalar temel veya ticari olmalıdır fakat yurtdışına temel veya ticari fatura kesmezsiniz. Tek tek izah etmek gerekirse;

1-Temel Fatura

Bir e-Fatura temel fatura senaryolu olarak gönderildiğinde herhangi bir kabul veya red cevabı veremezsiniz. Yanlışlık veya anlaşmazlık durumlarında iade faturası kesilmesi gerekir.

2-Ticari Fatura

e-Faturanızı ticari fatura olarak kestiğinizde karşı tarafın ilgili fatura için 7 gün içerisinde kabul veya red cevabımı göndermesi gerekir. 7 gün içerisinde cevaplanmayan faturalar otomatik olarak kabul edilmiş sayılır.

e-Fatura sisteminde fatura iptal etme gibi bir durum söz konusu değildir. Bunun yerine iade faturası kesme olanağı sağlanmıştır.

3-İhracat

İhraç işlemlerinde kullanılan e-Fatura türüdür. Yurtdışına göndereceğiniz faturaların tamamı ihracat senaryolu olmak zorundadır.

4-Yolcu Beraber

Adından da anlaşılacağı üzere yurtdışından yolcu ile birlikte giden ürünleri temsil eden fatura türüdür.

e-Ticaret Yapmalı mı? Yapmamalı mı?

Hali hazırda bir fimanız var. Toptan veya perakende olarak ürünlerinizi müşterilerinize satıyorsunuz. Eğer dijitalleşen dünyada internet üzerinden e-ticaret şeklinde satış yapmakta tereddütleriniz varsa gelin birlikte bu konuyu inceleyelim.

İlk olarak konunun ciddiyetinin ve öneminin farkına varılabilmesi için bir istatistik paylaşalım. Türkiye’de yaklaşık 48 milyon internet kullanıcısı var. Bu kitlenin internette mail okumak ve sosyal medyaya girmek haricinde en sık yaptığı eylem, bir ürün hakkında fikir sahibi olmak için araştırma yapmak. Türkiye’nin 1 aylık e-ticaret verilerine bakıldığında, internet kullanıcılarının yüzde 52’sinin satın almak üzere araştırma yaptığını, e-ticaret mağazasını ziyaret ettiğini ve yüzde 43’lük ciddi bir oranın alışverişi tamamladığını görüyoruz. Rakam ile izah etmek gerekirse, Türkiye’deki e-ticaret hacmi yıllık kişi başı 1.029 TL.

Çok net olarak mesajı vermek gerekirse, hemen bugün e-ticaret’e başlayın. Piyasada sizinle aynı ürünü tedarik edebilen onlarca firma varken, sizin halen internet âleminde rekabete girmemiş olmanız ve internet pazarındaki payınızı başkalarının paylaşıyor olması oldukça ciddi bir durum ve siz bunun farkında bile değilsiniz.

e-Ticaret Dünyasına Nasıl Girilir?

e-ticaret dünyasına giriş yapabilmek için karar vermeniz gereken iki seçenek var.

  • Türkiye’nin en büyük e- ticaret platformlarında sanal mağaza açabilirsiniz.
  • Kendi e-Ticaret sisteminizi kurabilirsiniz.

Bilindiği üzere Türkiye’de e- ticaret faaliyeti gösteren Hepsi Burada, Gitti Gidiyor ve n11 gibi siteler mevcut. Bu sitelerde bir sanal mağaza açarak bir iki saat içerisinde satışa başlayabilirsiniz. Bu satış modelindeki en önemli nokta, büyük firmaların gücünden yararlanarak çok hızlı internet kullanıcılarına ulaşabilirsiniz fakat kendi ekosistemlerindeki kurallara tabisiniz. Mesela satış yaptıktan sonra ücretinizi gecikmeli alabilir veya her satıştan komisyon verebilirsiniz. Ayırca sizinle aynı ürünü satan birden fazla sanal mağaza ile rekabet içerisinde olacaksınız. Diğer yandan site kurulumu, bakım, kargo anlaşma ve dijital pazarlama süreçlerinden kurtulmuş olacaksınız.

Kendi e- ticaret sisteminizi kurmak isterseniz, ilk olarak satış yapacağınız bir internet adresinizin olması gerekiyor. Temini ve gerekli işlemlerin yapılabilmesi için yardım alabileceğiniz onlarca firma mevcut. Daha sonrasında internet adresinizden yayın yapacağınız e-ticaret sisteminin (yazılım) kurulumu ve kullanılması aşamalarını geçmeniz gerekiyor. Anahtar teslim e-ticaret sistemi satan ve gerekli eğitim, kurulum ve destek gibi konularda size yardımcı olabilecek şirketler var. Diğer bir nokta banka ile yapacağınız işlemler. e-ticaret yapabilmek için en az bir sanal pos sistemine ihtiyacınız var. Ödemelerinizi bu sanal pos ile anlaşmalı bankanız üzerinden tahsil edebilirsiniz.

Her iki yolun da kendine göre avantaj ve dejavantajları mevcut. İyi analiz edip size en uygun model ile yola çıkabilirsiniz fakat en önemlisi e-ticaret dünyasında olmadığınız her gün sizin payınızın rakiplerce paylaşılması anlamına gelmektedir. Elinizi çabuk tutmanızda fayda var.

e-Sınav Nedir?

Özel sektörde pek çok alanda kullanılmaya başlanan e-Dönüşüm uygulamasına devlet kurumları da ayak uyduruyor. Bilindiği üzere, e-Dönüşüm’ün öncülüğünü Gelir İdaresi Başkanlığı elektronik fatura ile yapmaktaydı.

Gün geçtikçe diğer devlet kurumları da bu uygulamanın kullanılmasına katılıyor. En son Milli Eğitim Bakanlığı bugün aldığı kararla tüm motorlu taşıt sürücü kursları ve açık ortaokul ve açık lise sınavlarını elektronik ortamda yapacağını duyurdu. Bu adımla birlikte bakanlık bünyesinde e-Dönüşüm sürecini de başlatmış oldu.

MEB’in aldığı bu kararla birlikte artık insanlar bilmedikleri semtlerde sınavlara girecekleri okulları aramaktan ve hatta sınavlara yetişememe dertlerinden kurtulacaklar. Türkiye genelinde uygulanacak e-Sınav sistemi, yeni açılacak 92 yeni sınav merkezi ile daha yaygın hale getirilecek.

İlk etapta il merkezlerine açılacak olan sınav merkezleri, nüfusun yoğunluğuna göre ilçe merkezlerinde de aktif hale getirilecek. 2018 yılından itibaren yürürlüğe konması beklenen e-Sınav sisteminde, akıllı cihazlar ile aynı anda bin kişinin sınava gireceği bir şekilde tasarlanacak.

Bu dönüşüm ile birlikte engelli vatandaşlar içinde görsel, video animasyon ve işaret diliyle sorular da yer alacak. Aynı zamanda vatandaşların istenilen tarihte ve istenilen saatte sınava girme tercihi bulunacak. Randevu yöntemiyle desteklenen sistem, sınav bitiminde sonuçların öğrenilmesine de imkân sağlayacak.

Basit tasarlanmış sınav uygulaması ile sınava girecek vatandaşların cevap kağıdına yanlış işaretleme gibi hatalardan kurtulmuş olacak. Aynı zamanda e-Sınav uygulaması soru-cevap kâğıdı baskısı, işçilik, tasnif ve nakliye gibi maliyetleri de oldukça azaltacak.

Kurum Olmanın Ötesinde Kurumsallık

Kurumlar, bir işi alanında uzman ekibiyle birlikte yürütebilen oluşumlardır. Kurumların merkezinde patronlar bulunur. Karar mekanizması tek bir kişinin elinde olduğunda süreçlerin tıkanması ve zaman kaybı, kaçınılmaz sondur. Denetim ve raporlama genelde olmadığı için patronun keyfi hareketlerinin şirketleri veya kurumları iflasa kadar sürüklediği tarih boyunca gözlemlenmiştir.

Kurumsallık Nedir?

Kurumsal kelimesi Türk Dil Kurumu’na göre: Değişik birim ve fonksiyonlarıyla bir kurumun niteliklerine tam anlamıyla sahip olan anlamı taşımaktadır.

Değişik birim ve fonksiyonlardan kastedilen aslında bir kurumu parçalara bölmekten ibaret. Örneğin satış ve muhasebe alanlarını aynı kişilerin yönetmesi imkânsız derecesinde zordur. Kurum içerisindeki departmanların ayrılarak yöneticilerinin belirlenmesi ve belli periyodlarla bu yöneticilerin denetlenmesi ve rapor bildirimlerinde bulunmaları sonucunda kurum çok daha güvenilir ve yönetilebilir hale geliyor.

Her departmanı bölmek ve başına bir yönetici atamak çok maliyetli görünebilir. Bu tarz yapıları genelde belli bir personel sayısına ulaşmış ve bütçesi bu sisteme ayak uydurabilecek şirketler tercih etmelidir. Aksi takdirde 5 personeli olan bir şirketin departmanlara bölünmesi ve 5 kişilik yönetici kadro açması büyük ölçüde kurumu zora sokacaktır.

En avantajlı yönlerinden bir tanesi ise, kuralların ve sınırların önceden belirlendiği bir işletmede, her personel işini nasıl yapması gerektiğini bilir. Ayrıca ekipten bir personelin ayrılması durumunda sistemin tıkanması veya işlerin ilerlememesi gibi bir durum söz konusu olmaz. Kurumsallığın özünde tek insan merkezli çalışma yoktur. Bu şekilde büyük ölçüde şirketlerdeki benlik duygusuna kapılan personeller, kişisel olarak da eğitilmektedir.

Ayrıca iç denetim keyfi tutum ve davranıştan mali harcamalara kadar birçok konuda iş disiplini açısından hata yapma ve yanlışa sürüklenmenin önüne geçer. Kişisel ve departman olarak ölçülebilir performans şirketlerin büyüme ve karlılık hedeflerine yardımcı olurken, kişisel kazanç ve prim gibi hassas konularında yol gösterici bir etkendir.

Her patron gelirlerinin artmasını beklediği gibi, her personel de buna bağlı doğru orantıda ekonomik olarak büyümek ister. Kurumsallığın zirvesinde yaşayan şirketiniz de olsa adaleti sağlayamamak herkes için üzücü olabilir.

Nedir Bu “e-”nin Hikayesi?

Bilgisayarın iş yerlerimize hatta evlerimize kadar girmesinden sonra hızla ilerleyen teknoloji, dünyada ve aynı zamanda ülkemizde bilgisayar kullanıcılarının hayatlarını kolaylaştırırken, zaman alan pek çok işin aynı anda çok daha hızlı ilerlemesine olanak sağlıyor. Birtakım kelimelerin başına e- ibresi geldiği hepimizin malumu. Peki, bu “e-“nin sırrı nedir?

“-e” Neyi İfade Ediyor?

Kelime anlamı olarak elektronik ortamı ifade ediyor aslında. Normal düzende devam eden işler, süreçler elektronik ortamda gerçekleştirildiği zaman bu süreç ve işlerin tanımlandığı kelimelerin başına “e-“ ibresi geliyor.

Daha somut bir örnek vermek gerekirse; sıklıkla kullandığımız e-Devlet uygulaması. e-Devlet uygulaması vatandaşların devlet dairelerine gitmeden çoğu evrak işlerini hızlı ve pratik yoldan elektronik ortamda halletmelerine olanak sağlıyor. Teknolojinin bu kadar efektif kullanılmadığı zamanlarda, insanlar devlet dairelerinde kaybettikleri zamanın yanında kullanılan milyonlarca kağıt evrak, doğal hayatı da olumsuz etkiliyordu. Bir şirket üzerinden gidersek, bir personelin işe başlaması durumunda yapılması gereken ilk iş evraklarının tamamlanıp, şirket yetkilisinin veya mali müşavirinin bağlı olduğu SGK temsilciliğine gidip beyanda bulunması gerekiyordu. İşlemlerini halledeceği sürede beklediği sıra yani kaybettiği vakti günümüzde elektronik ortamda hallederek çok daha hızlı sonuç alınabiliyor. Bu da ciddi oranda zamandan tasarruf demek oluyor.

e- ile ilgili tabi bazı istisnai durumlar da yok değil. e-Şube kullanmak yerine bankacılık sektöründe internet bankacılığı diye bir terim üretildi. Tıpkı e-Devlet uygulamasında olduğu gibi bankacılık işlemleri de elektronik ortamda gerçekleştirilebilir duruma geldi. İlk zamanlar iki hatta üç aşamalı güvenlik süreçlerinden geçerek internet bankacılığı hesabınıza erişebiliyordunuz. Öyle ki bu ilk zamanlar, insanlar internet korsanlarının kötü niyetlerinden dolayı para transferi ve alışveriş yapmaktan korkar hale gelmişti. Şimdi ise gelişen elektronik güvenlik sistemleri ile artık sadece bir kullanıcı adı ve şifre ile internet bankacılığı, kolayca kullanılabilir bir vaziyete erişmiş durumda.

Bir diğer e- uygulaması 2013 yılından beri ülkemizde kullanılmaya başlanılan ve Gelir İdaresi Başkanlığınca yürütülen e-Dönüşüm uygulamaları. Bunlardan en önemlisi E-Fatura. Hayatımıza girmeden evvel, sayfalarca yazdırılan kâğıt faturalar, baskı maliyetlerini de beraberinde getiriyordu. Ayrıca kâğıt faturaların karşı tarafa ulaştırılma sürecinde kargo masrafları ve aksaklıklar, tahsilat sürecini ciddi oranda etkiliyordu. En önemlisi yaşanan anlaşmazlıklarda ispat etmek bir hayli güç bir durumdu. E-Fatura uygulaması ile şirketler baskı, kargo ve anlaşmazlık durumundaki maliyetlerden tamamen kurtulmuş oldu. Elektronik ortamda kestiğiniz bir fatura 1-2 dakika içerisinde karşı tarafa ulaşmış ve resmiyet kazanmış oluyor. Bu kadar kısa sürede ulaştırabildiğiniz faturanın tahsil edilmesi sizin veya ekibinizin hünerlerine kalmış demek oluyor.

Bahsettiğimiz örneklerin dışında binlerce özel ve kamu elektronik uygulamalar mevcut. Örneğin Sağlık Bakanlığı önderliğinde yürütülen e-Nabız uygulamasının son zamanlarda popülerliği iyice arttı. Vatandaşlar ve şirketler kamu uygulamaları ile bir şekilde haşır neşir durumda fakat özel elektronik uygulamaların farkındalık yaratması için şirketlerin biraz araştırma yapmaları ve ihtiyacı belirlemeleri gerek.